mtmz napmış36 yorum var - 02 Mayıs 2008 00:56şehmus bir gece yeni almış olduğu sekiz numara gözlüğüyle aysel cama çıkar da havamı basarım umuduyla camdan dışarıyı izlerken çok ilginç bir şeyi fark etti. bazı galaksiler giderek kırmızı bir renk almaktaydı. geçen hafta akmar pasajındaki kitapçıdan çalmış olduğu büyük larousse ansiklopedi setinden ilgili yazıları bulup okudu. ansiklopediye göre galaksiler bizden uzaklaşıyorlardı ve bu evrenin sürekli olarak genişlediği anlamına geliyordu. şehmus hadiseyi daha iyi anlamak için bir balonun üzerine kalemle işaretler koydu ve balonu şişirdi. hasiktir geçen yine okumuştum. deyip kapattı kitabı. mahallenin terzisi ismet abinin çocukları kemal ile nurettin radyodan derbi maçını dinlerken farklı olan bir radyo sinyali fark ettiler. kemalin işaret parmağını azına sokup havaya tutmasıyla havadaki radyasyon miktarında bir tuhaflık olduğunu anlaması sekiz dakika sürmüştü. kemal ve nurettin daha sonradan bilimsel olan bulgularından ötürü ödül neyim aldılar. ne haber? kömür sobasından daha sıcak ve yuvarlak ve cevizden biraz büyük ve parlak adını bilmediğim bir şey tepedeyken gözlerimi alıyor. önce çok sıcak ve her daim yanıyor olanın zamanla yakıtı bitiyor ve kabuk tutuyor yüzeyi. iki ondan bi bundan birde gökten mavimsi gayet asabi bir sille kabuğa inince fazla ısrara dayanamayıp oluşuveriyor ilk organik madde. acısını çıkarmazsam ne olayım diyor ve ser bırakıyor evrim denen uzun ve sabır isteyen bir yola. çok küçük ama çok büyük bir formdan bahsediyor bilgide vasıf sahibi olduğunu iddia eden ve bu konuda kendine adam gibi adam yakıştırmasını yapan bir kesim, gözleri parıldayarak. ve diyorlar ki; biz bu formu inşa etmeye kalksak niyork denen gavur elinin üzerine nah sığdırırız ama aysun kayacının dahi vücudunda bunlardan yüz trilyon tane var ve her saniye bu olağanüstü formlardan elli milyon adet ölüyor ama üzülme diye ekliyorlar çünkü elli milyon adet yeniliyor kendini. sevinebilirsin. olduğun şey olmanı sağlayacak bütün bilgiler kendinde kodlanmıştır. kendi düşünme sistemi yoktur ama takım halinde bir çalışmayla senin düşünmeni sağlar. yolun başı tek hücreli bir canlı olarak bahşedilir. üçyüz milyon rakibin vardır ve kıyasıya bir rekabet seni beklemektedir. birinci olmana rağmen ödülünü alman pek kolay olmayacaktır. ama ya sonra… kendi açmış olduğun kapıdan içeri girdiğinde çok sıcak ve ömrü boyunca (oniki saat) seni beklemiş olanla adeta bir elmanın öteki yarısı olup seri üretime geçiyor ve bugün var olduğun siluetine erişiyorsun. lakin bu kez elma önceden ayrıdır ve sonradan birleşmiştir. hiç olmayacağı düşünülen bir hadisede bile tamam lan bi kıl payı verelim bir milyonda bir ihtimal tamam olur. dediğimiz halde biz üçyüz milyonda bir olasılıkla var olmuşuz. ne kusursuzuz. neden narsist olmayalım? ajdarın haklı olan yanı budur. şimdi biraz geriye saralım. dünya önce bir alev topuydu belli bir zaman sonra soğudu güneşin çekim gücünden etkilenerek bir yörüngeye oturdu ay ondan uzaklaştı dünya olacağı şey oldu. şimdi en başa saralım hocam tamam burada dur hocam. insanlar, dünya, yıldızlar, sonsuz boşluk ve kadınlar hiçbir şey yok. hiçbir şey yoktan var olamaz. bir şeyin var olması için birinin var etmesi lazım. büyük patlama bu şekilde oldu. lakin bu kurama göre var edeni yine bir var eden lazım. yani bir yaratıcı var ise onu da bir yaratan olmalı ve onu yaratanın yaratanı da. materyalizme göre ise madde ezelden beri vardı. bu kadar basit mi yani? önceden vardı. e önceden beri buradaysalar o zaman sorun yok. kusursuz olan bu sistemi rastlantılara dayandırmak pek akıl işi değildir kanımca lakin tanrı tezi de tatminkar gelmiyor bana. makbul bir izahatı olan var mı? yazıyı okuduktan sonra geyik yapanın kafasını kırarım. komik görünsede gayet ciddi bir yazıdır. yorumların bu şekilde gelişmesi temenni ediyorum. mtmz 02 Mayıs 2008 01:02lütfen ciddiyet. KeRTeNKeLeNiNKeRTMeYeNKeLLeSi 02 Mayıs 2008 01:03içinde kâr olan her şey seni datmin eder kâr'a geçirir :) KeRTeNKeLeNiNKeRTMeYeNKeLLeSi 02 Mayıs 2008 01:06güzel yazı üsturuplu bir başlıkla çok daha güzel olurdu kanaatindeyim, şüpheci dostum. plade 02 Mayıs 2008 01:15şehren benden uzak ve kendini hiç sevmediğim bir zat meseneden bloğun başlığını beğenmediğini ve başlık düzeltilmedikçe bloğu puanlamayacağını söyleyerek beni dehşet içirisine düşürmüştür. üç puan almış boru mu? sileyim de gitsin puanlar. diyerek bu sevimsiz zattın yapmış olduğu bu sevimsiz teklifi elimin tersiyle ittim. aynı zat aynı sözleri yeniden bloğumda yineleyerek bir açıklama yapmamı farz kıldırttı lakin sünnet edecek bir hadise bulamadım ki namaz kılmış kadar olayım. başlığa olan tepkinin şeriatçı kişiliğinden kaynaklanmadığı alenen ortadadır. başlığı iyi okuyarak asılnda allah ve kitaba zırva demediğimi aksine allah kitap hakkında skini sallasan değecek olanın dahi bildiği bir yığın bilgi zırvaladığımı söylemek istemişliğim aşikardır. puan vermemk için türlü ipnelikler yapmanın alemi yok gibi bir izahat tarafından yetersiz görülmektedir. lakin başka bir izahatta bulamamktayım. makbul bir izahatı olan var mı? mtmz 02 Mayıs 2008 09:55plade KeRTeNKeLeNiNKeRTMeYeNKeLLeSi 02 Mayıs 2008 12:51sözüm ona kendine engel olamazsın dostum duygularının önüne geçemezsin sal içindekini ver şu puanı. mtmz 02 Mayıs 2008 12:56ben hatırlıyorum o patmalayı 14 milyor yıl once olanı. hatta demin bir kız çocugu kafasını yandaki pamukkale bürosunun camına carptı. kıvılcımlar felan yine aklıma geldi o günler. hey gidi günler hey! nitrometan 02 Mayıs 2008 13:23aysun kayacı tayyip erdoğan ve muammer güler gibi zeki devlet adamlarına ihtiyacımız var. don durito 02 Mayıs 2008 13:26benim en çok celalettin cerrah'a ihtiyacım var lan. o olmadan yaşayamam. nitrometan 02 Mayıs 2008 13:37bilimsel bir çalışma bu kadar güzel bir dille anlatılabilir miydi bilmiyorum ama bizim big beng olarak nitelendirdiğimiz patlama aslında big babol olarak anılmalıdır çünkü bir balon gibi şişen sonra batlayan şey bir süre sonra da terzi hilmi abinin eşşek siki kadar olan makasıyla birlikte yok olacak nasıl olsa bu nedenle siktiret biz şen nağmeler eşliğinde şarkımızı söyleyelim. biiir biiiir biri birilerineee zobercet dumbilyonu 02 Mayıs 2008 23:46iyide öpüşürüm hacım. kıvrak dil hareketlerim vardır. mtmz 02 Mayıs 2008 23:53derinnnnn düşüncelere gark ettin beni mtmz. yarim giymiş beyaz ezye beyaz gül deste deste der ve çekilirim hacım. purezento 03 Mayıs 2008 01:10Hareket eden ambulansın siren sesindeki yavşaklık ile galaksilerin renklerinin kırmızıya çalmasını doppler efekti denen aynı olgunun sonucudur. Bu kolay. Ama bahsettiğin big-bang teoremi bana bilimadamlarının evrenin varoluşunu açıklamaksızın bir yerlere bağlama çabası gibi gelmiştir hep. O noktadan (zamanı da boyut olarak düşünürsen nokta olur) öncesi yoktur bilime göre. Bu mu şimdi bilim? Buraya kadar mı? Öncesi yok demekle öncesi olmuyor mu? Postmodern olasım geldi... cosmicmad 03 Mayıs 2008 06:49evet pürozentocum bir önceki gün de tartışmıştık bu konuları daha doğrusu ben zırvalamış sende dinlemiştin. katkılarından ötürü teşekkürlerimi borç bilrim. borç yiğidin kamçısıdır. mtmz 03 Mayıs 2008 12:45cosmicmad biraderim canım kardeşim. sınırları zorluyorsun. ademoğlunun çözebileceği şimdilik buraya kadar. bir milyon yıl evvel mağaralarda yaşıyorduk. uzaydaki zamana kıyasla henüz çok toyuz demem o ki sabırlı ol. bir milyon yılda bu kadar evrimleşebildik bir milyon yıl sonrasını düşünsene. bilim hiç bir ayrıntıyı affetmeyecek ve hepsini su üstüne çıkaracak. mtmz 03 Mayıs 2008 12:48çok pis kimyasal olaylar dönmüş zamanında. Ne açıklayacak ender bilgilerim var; ne vaktim, ne halim... Amma suyun içindeki erselik canlıdansa pipi ve kuku tezini savunurum kimse de bişey demesin. gosteripeygamberi 03 Mayıs 2008 13:17Bizzat kazan biri olarak kazdıkça derinleşiyor gibi geliyor bana. Ama bakarsın bir yerde maksimuma ulaşır bilmediklerimiz, sonra azalmaya başlar ve bir süre sonra herşeyi öğreniriz, senin dediğin gibi. Hayırlısı olsun :) cosmicmad 03 Mayıs 2008 15:33şahsiyet yazılarını takip ettiğim ve özenle okuduğum nadir soyomat yazarlarındandır rasputinn 03 Mayıs 2008 23:36efendim; sahsen makûl bir izahatı olmayanlardanım. zaten bir izahati olmayanların yaptığı şey; "ulan tanrı ya varsa!" kaygısıyla öteki tarafı sağlama alma girişimidir ki bu gayet makûl ve mantıklı bir gerekçedir aslında. kimsenin cevab veremediği bir sualdeki en akıllıca çıkar yol bu kibin görünüyor... ayriyeten aysun kayacı hanımefendi'nin bildiklerini dağdaki çoban ne kadar bilir bunu bilemedim. lakin bu bahislerinizi biliyorsa yurdum şartlarında ortalamayı yükseltenler sınıfına alabilirim... bir de dudaklarına kuyrukyağı basıp şişirmeseymiş daha bir sevecektim kendilerini... saygılar efendim... Suleyman Efendi 05 Mayıs 2008 23:57mtmz cok yasa. cift paradoks 08 Mayıs 2008 17:26sanayide açık kasa kamyonetle çilek satan amcadan bir kasa çilek aldım mng kargoya virdim. şişman kısa boylu bir kadın vardı şef miymiş neymiş negselmiş yaaa tadına bakabilirmiyim deyü aldı bir avuç al-alma dememe kalmadan. kızamadım da. çok ihtaşlı yiyince. mtmz 08 Mayıs 2008 17:42ben de bi yerlerden ödül bekliyom. anlamam ben... istiyom, hazırlığınızı yapın! sheikhiSenan 09 Mayıs 2008 02:34sheikhisenan hocam sana 56 kg ağırlığında bir diyarbakır karpuzu hediye etmeyi uygun gördüm. mtmz 09 Mayıs 2008 10:14Ve insanoğlu aniden uygarlıklar kurmaya şu anda bile hepimizi şaşırtan nasıl yaptılar dedirtten mühendislik harikaları matematiksel olarak aşmış yapıları anlamakta zorlanıyoruz. Dünyanın bilimsel oluşumuna bakarsak insan evrimde bir sıçrama yapmış gibi duruyor. bir memelinin evrimi için bile 200milyon yıldan fazlası gerekirken insan 2 milyon yılla bütün arayı kapatıp üstün tür oluveriyor. Burada tesadüf olduğunu düşünmek elle tutulur kesin veriye ulaşamadığımızdan kaynaklanıyor. Bunu yapan bir yaratıcı olduğunu düşünürsek adını ne koysarsak koyalım ister Kutsal bir Tanrı anlayışı ister Uzaylı varacağımız tek gerçek deneme aşamasında olduğumuz. Tatar Ramize 09 Mayıs 2008 10:37bu yazıya puanı basanlar:
|