mtmz napmış

blog'a geri dön

26 yorum var - 30 Nisan 2008 17:09

kartal sahilinde mangal yakanların da katkılarıyla hazırlanan ve sunulan küresel ısınmanın dengesizleştirdiği mevsimler nedeniyle ademoğlunda belli belirsiz dengesizlikler meydana gelmekteydi. dün baharın gelişini kısa kollu t-shirtler (evet yazılışını biliyorum ve bununla iftihar ediyorum) ile kutlarken bugün dün giymiş olduğum tişörtün üzerine siyah bir kazak ve onun üzerine siyah hırkamı giyebilmekteydim. gökte kerhen güneş hak iddia etmekte ama ben üşüdüğüm için kendisine pek yüz vermekten yana değildim.

-söyle yağmur çamur değmedi yüreğime şimdi ben nerdeyim sen nerde. söyle ay doğmadan düşmesin yaş gözüme şimdi ben nerdeyim sen nerde- hüsam her zamankinden daha asık suratlıydı bugün ve en az berlin duvarı kadar soğuktu. gerçi duvar yıkılalı yıllar olmuştu ama bu hüsamı sevimli kılmıyordu. elinde cep telefonu insanların arasında son ses müzik dinliyorsun ne kıro bir adam oldun lan sen. diyerek bağırdım hüsama. aniden ağlamaya başladı hüsam. gözlerinden şarıl şarıl yaş geliyordu ve ahengi yakalama kaygısında görünüyordu burnundan akan sümüksü sıvı. kalbinin kırıldığı besbelliydi hüsamın. acıdım.

bazen duraksayıp bir şey düşünüyor gibi oluyor burnundan akan sıvıya dilinin ucuyla hafiften dokunuyor akabinde ekşimtırak bir yüz ifadesiyle yeniden buhranlı tavrını takınıyordu. telefonu sol bacağının üzerineydi şimdi. sağ kolunu içine doğru çekmiş boşa çıkmış olan kazağının fazlalığıyla burnunu siliyordu. her defasında, önceki kullanmış olduğu kocaman donmuş sümük lekelerinin dışında bir yer kullanıyordu. bu bana yağmur damlacıklarının hiç denk düşmediklerini hatırlattı ve hüsamın sanatsal bu hareketini saygıyla karşılamama müsebbip oldu. kulağıma gelen tuhaf bir sesle irkildim. ses hüsamın bacağının üzerindeki telefondan gelmekteydi. başımı yerden kaldırıp telefona baktığımda hüsam alelacele telefonun ekranını kapatıp titrek elleriyle tuşlara basmaya çalışıyordu. özür dilerim abi iş yerinden bir arkadaşın telefonu benim telefonumda empeüç çalma özelliği yok sekizyüzellimilyona almış. dedi. önemli değil. dedim. ne oldu hüsam neden ağlıyorsun. diye ekledim. hüsam ürkek ve soğuk bir sesle anlatmaya başladı. anlattıkça ağlıyor ağladıkça daha çok ağlıyordu. acısını paylaştığıma beyanen arada gözlerini siliyordum. dedesinin kırkı çıkmadan sevişmek istememiş perihanla. hazmedememiş perihan bunu terk eylemiş hüsamı.

durum tahmin ettiğimden çok daha trajik ve komikti. hüsam bir öküz leşini anımsatıyordu artık bana. hiç bir teselli yeterli gelmiyordu aklıma ve akamıyordu dilime. vay amınakoyayım. demekle yetindim. hüsamdan daha buhranlı bir tavır takınır olmuştum ama içimden götümle gülmeye engel olamıyordum.

Not.1; Başlık Tuğrul Tuzcuoğlu’ ndan ç/alınmıştır.
Not.2; lostmentality nin isteği üzerine yazılmıştır.

tasvirine bereket . ohh dedim rahatladım yaw. (bu arada saol saol saol)

lostmentality  30 Nisan 2008 17:13  

la hawle la hawle la hawle

sekoci  30 Nisan 2008 17:20  

hüsamla ilgili ben de bir anektod yazayım, ipne bi gün sen al şirketin 88 model renault(neden reno diye okunur hiç anlamam) spring model arabasını çık uludağ/sarıalan adlı sayfiye yerine kış günü sonra yolda kal, zinciri tak, zincir kopsun, çamurluğa ve cantlara çarpa çarpa mahfet arabayı sonra hiçbirşey olmamış gibi arabayı bırak. Sonra laf söyleyince de söyledi oluyo. ayıp be babanın arabasına böyle davranabiliyor musun yavşak!

zobercet dumbilyonu  30 Nisan 2008 17:34  

lostmentality bereketini gör. gün olur benimde ingilizce nick im olur sen beni o zaman gör.

mtmz  30 Nisan 2008 17:38  

zobercet dumbilyonu "telafüzüne en çok zorlandığım sosyomat nicki" hocam bütün bu hüsamlar göt oluyor nedense veysilerde hep kurnazdır mesela.

mtmz  30 Nisan 2008 17:39  

gün olur ingilizceyi sökersem o zaman da sen beni gör

lostmentality  30 Nisan 2008 17:48  

vışşş

purezento  30 Nisan 2008 21:45  

yorum yaptım dediğin bu muydu? sildin mi yoksa?

mtmz  30 Nisan 2008 21:50  

hayır okuduktan sonra ağzımdan çıkan tek kelime buydu.. :)

purezento  30 Nisan 2008 21:52  

derin olmuş üzerinde düşünmem lazım

mtmz  30 Nisan 2008 21:53  

bi kaç sorum olucak kardeşim
1- bu hüsamla sineğin arasında bağlantı var mı ?
2-hüsamın dedesi neden öldü ve babaannesi dul mu şimdi
3-hüsamın telefonunda çalan melodi neydi
4-lostmentality ne ayak yani kim

rasputinn  30 Nisan 2008 22:06  

bir kaç cevabım olacak dostum
1- bu hüsamla sineğin arasında evet bir bağlantı var oda şudur ki; ikiside benim tarafımdan uydurulmuş hayal üründür.
2- ölüm hakkında yorum yapmak istemiyorum nedense ürperdim şimdi. ama nenesi hakkında diyeceklerim şudur ki; hoş ve zengin bir bayan istersen sana yaparım?
3- ahmet kaya - söyle.mp3
4- ablam mı desem kardeşim mi öyle özel bir ilişki

mtmz  30 Nisan 2008 22:10  

sağol şimdi çok daha net özümsedim olayı yok babanne bana büyük ben onun acısını paylaşamam helde mutluluğunu son olarak
hepimiz sineğiz
hepimiz hüsam
kalbimizdesiniz...

rasputinn  30 Nisan 2008 22:14  

bilmukabele efendim. sinekler hüsamlar bizden..

mtmz  30 Nisan 2008 22:15  

hüsama saygı duydum. ayağa kalkıp alkışlamak istedim felan ama iş yerinde böyle şeyler yapmamalı yea.

nitrometan   01 Mayıs 2008 16:03  

vazgeçiyorum.
sümüklü bir kişinin -bu hüsam bile olsa- beni sevmesine tahammül edemem.

tugrul tuzcuoglu  01 Mayıs 2008 16:07  

özgürlük ne kadar geniş mealli bir kelimeymiş arhaş.

mtmz  01 Mayıs 2008 19:26  

o zaman, hüsam benimdir.

mtmz  01 Mayıs 2008 19:26  

hehe:)
hüsamı ben alsam sümüklerini silsem annelik yapsam?

ZzzsupinezzZ  06 Mayıs 2008 10:11  

Hüsam'ın evli olabileceği aklıma gelmemişti.

Arkhe Ruin   06 Mayıs 2008 10:18  

hüsam duygusal bir insandır. hüsamı gerçekten mutlu edeceğinize inanıyorsanız ve fiyatta anlaşırsak neden olmasın?

mtmz  06 Mayıs 2008 10:49  

hüsam evliliğin doksan denen çatal direğinden dönmüştür perihanla evli değildir. genç kızlarımızın gözü aydın ola.

mtmz  06 Mayıs 2008 10:50  

Çocuk sandım ben onu :/

Arkhe Ruin   06 Mayıs 2008 11:51  

bu sözüneze alınabilir.

mtmz  06 Mayıs 2008 13:02  

hakketten bu hüsamların hepsi kısa boylu şişman tıknaz herifler mi oluyor.yoksa bunların hepsi Olacak o kadarın yansımasımı anlam veremiyorum birtürlü.

Shanaishchara  12 Mayıs 2008 12:52  

şu sıralar elimi sallasam hüsam gibilere çarpıyor ama çarpıcı gerçekleri gün yüzüne çıkarmışsın metincim elne sağlık (:

Egoon  10 Ağustos 2008 20:41  
bu yazıya puanı basanlar: